top of page
Ara

Biraz Mimar Sinan / Çağları Aşan Tasarım Dehası

  • Yazarın fotoğrafı: Esma Nur Kamar
    Esma Nur Kamar
  • 31 May 2020
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 Ara 2020


Osmanlı Devleti'nin 16. yüzyılından bahsetmemiz gerekirse kullanabileceğimiz en doğru kelimelerden biri ''yükseliş'' kelimesidir. Bu durum her alanda olduğu gibi Osmanlı Mimarisi alanında da kendisini göstermiştir. Osmanlı Mimarisi hakkında hiçbir fikri olmayan insanlara dahi akıllarına gelen ilk mimar sorulsa verilecek cevaplar arasında en yoğun olanın '' Mimar Sinan'' olması muhtemeldir.



Mimar Koca Sinan, Kayseri Ağırnas'da dünyaya gelmiştir. Arkadaşı tarafından yazılan ''Tezkiretü'l Bünyan'' isimli eserde Sinan hakkında samimi bilgiler bulmak mümkündür. Mimar ve İnşaat Mühendisidir. Kanuni, 2. Selim ve 3. Murat dönemlerinde görevini yerine getirmiştir. Mimar Sinan sadece yaptığı işlerdeki kalite, sağlamlık ve ustalıkla çağdaşı mimarlardan ayrılmaz, onu ayrı tutan yanlarından biri de eserlerinin sayısıdır.

50 yaşında mimarlığa başlamasına rağmen 400'ü aşkın eseri vardır ve bu eserlerin 337'si İstanbul ve çevresinde bulunur bu sebeple Sinan'a ''İstanbul Mimarı'' denilebilir.


İstanbul'daki ilk eseri Hürrem Sultan için yaptığı Haseki Külliyesidir. Kanuni kendi Selatin Cami'ni (Padişahlar, şehzadeler, hanım sultan ve valide sultanlar tarafından yaptırılmış olan camilere “Selatin Cami” denir.) yapma yetkisini ona vermiştir ve bu cami Süleymaniye'de bulunan Süleymaniye Külliyesi'dir . Kanuni Süleymaniye Külliyesi'ni yaptırmadan önce Mimar Sinan'dan 21 yaşında aniden ölen oğlu için bir cami yaptırmıştır. Bu cami '' Şehzade Cami'dir.'' Şehzade Cami'yi inşa ederken merkezi kubbeyi dört taraftan yarım kubbelerle desteklemiştir.




Bu eser Sultan Süleyman'ın yeterince tatmin etmez ve Mimar Sinan'ın yeni bir cami yapmasını ister. Yaptıracağı eserin 6. yüzyıldaki Bizans İmparatorluğu ile 16. yüzyıldaki Osmanlı İmparatorluğu arasındaki soy zincirini ifade etmesini ister. Ayasofya kilise olarak 6. yüzyılda yapıldığı için Sultan Süleyman, Mimar Sinan'ın bu eser için Ayasofya'nın artık simgeleşmiş planına geri dönmesini teklif eder. Sinan'ın görüşü bu eserin mimari açıdan ''teknolojik'' bir geri adım olmasıdır ama emri yerine getirir. Ortaya göz kamaştırıcı olan 'Süleymaniye Külliyesi' çıkar.



Mimar Sinan'ın eserlerinden Ayasofya'ya benzeyen bir diğer eser ise Tophane tramvay durağının karşısında bulunan Kılıç Ali Paşa Cami'dir. Bu cami'nin ölçeği Ayasofya'nın 1/5'idir. Kılıç Ali Paşa'nın aslında sonradan müslüman olan italyan asıllı bir hristiyan olduğu söylenir. Rivayete göre Paşa, Sinan'dan ısrarla Ayasofya'ya benzeyen bir camii yapmasını ister. Mimar Koca Sinan'da Paşa'yı kırmayıp külliyesini tamamlar. Kılıç Ali Paşa Cami, Mimar Sinan'ın kendisine özgü olmayan tek eseridir.



Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu'nun Mimari sorununu Bizans modelini çürüterek yeniden ele almak istiyordu, getirdiği çözüm projelerinden biri İstanbul'da yaptığı ve kubbesi dört alınlık duvarına bindirilmiş Mihrimah Sultan Cami'dir. Üsküdar merkezde ve Edirnekapı'da iki ayrı külliye olarak Kanuni'nin kızı Mihrimah Sultan tarafından yaptırılan camilerde ekinoks (gündüz ve gecenin eşit olduğu) tarihlerde güneş ve ay aynı mesafede denk durur. Mihrimah 'ay ve güneş' demektir. Sinan, mimari anlayışını anlatacağı son adım olarak '' ustalık eserim'' dediği Selimiye Cami'yi Edirne'de yapmaya karar verir. Bu yapı 2. Selim'e adanan muhteşem bir eserdir. Böylece Mimar Sinan 85 yaşındayken kendi kurduğu mimari anlayışının somutlaştığını görmüştür. Bizans Mimarisi anlayışını dönüştürüp Osmanlı İmparatorluğu'na uygun bir mimari anlayış geliştirmiştir. Bu anlayışı efsaneleştirerek uygulamaya geçirdiği için Sinan, ''Mimar Sinan'' olmuştur. İzinden gidebilmek, ve bizlere bir mimari anlayış benimseten tüm eserlerinin değerini bilmek umuduyla :)




*Fotoğraflar @bildrone hesabından alınmıştır


 
 
 

Comments


Yazı: Blog2_Post

Takip Et

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn

©2020, Kamarchitecture tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page